
Bu yazıda
Telefonun şarjı azalmış, haritadaki mavi nokta da hangi yöne baktığını bir türlü anlayamamış. Böyle anlarda birine yol sormak hâlâ iyi bir seçenek. İngilizce yol tarifinde uzun cümlelerden önce dört parçaya ihtiyacın var: kibarca söze girmek, gideceğin yeri söylemek, yönleri anlamak ve gerekirse tekrar sormak.
“Buraya nasıl giderim?” nasıl denir?
Excuse me, how do I get to the train station? — Affedersiniz, tren istasyonuna nasıl giderim? The train station yerine gitmek istediğin yeri koyabilirsin: the museum, the bus stop veya the library.
Belirli bir yeri değil, yakındaki herhangi bir yeri arıyorsan Is there a pharmacy near here? diyebilirsin: Yakınlarda eczane var mı? Bir istasyonun nerede olduğunu sormakla herhangi bir eczane aramak arasında küçük ama kullanışlı bir fark var.
Could you tell me where the museum is? de kibar bir seçenek. Burada kelime sırasına dikkat: where the museum is. Cümlenin içine yerleşen bu soruda where is the museum sırasını kullanmıyoruz.
Cevapta duyacağın kelimeler
| İfade | Anlamı |
|---|---|
| Go straight ahead. | Dümdüz ilerle. |
| Turn left / right. | Sola / sağa dön. |
| Take the second left. | İkinci soldan dön. |
| Cross the road. | Yolun karşısına geç. |
| Go past the bank. | Bankayı geç. |
| It's on your right. | Sağında kalıyor. |
| It's next to the pharmacy. | Eczanenin yanında. |
| It's opposite the park. | Parkın karşısında. |
Go past ile pass benzer bir iş yapar: Go past the café. ve Pass the café. Burada past, “geçip ötesine” fikrini verir. Yazarken go passed kullanma; passed, pass fiilinin geçmiş zaman biçimidir.
Bir kütüphaneyi arayalım
Aşağıdaki konuşma gerçek bir adres tarifi değil, çalışma örneği:
Deniz: Excuse me, how do I get to the library?
Alex: Go straight ahead and take the second left. It's next to the pharmacy.
Deniz: The second left?
Alex: That's right. Then you'll see it on your right.
Deniz: Is it far from here?
Alex: No, it's about a five-minute walk.
Deniz: Thank you!
Deniz önce dümdüz gidip ikinci soldan dönecek. Kütüphane eczanenin yanında, sağda. A five-minute walk yaklaşık beş dakikalık yürüyüş demek. Burada minute tekil kalır; süreyi tek başına söylerken ise It takes five minutes. deriz.
Anlamadığında konuşmayı kurtaran üç cümle
- Could you say that again, please? — Tekrar söyler misiniz?
- Could you speak a little more slowly? — Biraz daha yavaş konuşabilir misiniz?
- Could you show me on the map? — Haritada gösterebilir misiniz?
Tarifin tamamını tekrar istemek yerine anladığın parçayı da doğrulayabilirsin: So, I turn right at the traffic lights? — Yani trafik ışıklarında sağa dönüyorum? Bu küçük kontrol yanlış yöne gitmeni önleyebilir.
Mesafe için Is it within walking distance? “Yürüme mesafesinde mi?” sorusunu kullanabilirsin. Otobüs gerekiyorsa Which bus should I take? diye devam edebilirsin. Durak, istasyon ve havalimanı gibi yer adlarını aynı kalıplarla değiştirerek çalış.
Kâğıt üzerinde küçük bir çalışma
Bir cadde çiz. Sağ tarafa bir park, parkın karşısına bir müze, müzenin yanına bir kafe koy. Şimdi şu cümleleri tamamla:
- The museum is ___ the park.
- The café is ___ to the museum.
- Go straight ahead and turn ___ at the traffic lights. (sola)
Cevaplar: 1. opposite, 2. next, 3. left. Sonra çizdiğin haritaya bakmadan kafeyi tarif et. Duraksarsan baştan başlamak zorunda değilsin; günlük konuşmada da kısa parçalarla ilerleyebilirsin.
Dinleme çalışması için British Council’ın harita ve yönler kaynaklarında farklı örnekler bulabilirsin. Çocuklara yönelik sade içerikler, yön kelimelerini ilk kez çalışırken yetişkinler için de anlaşılır bir başlangıç olabilir.
Yorumlar
Daily English Mission
İngilizceye her gün biraz zaman ayır.
Günlük İngilizce pratiğini küçük, düzenli adımlarla sürdür.
Daily English Mission → keşfet

