Günlük İngilizce · 3 DK OKUMA

İngilizce Restoran Diyalogları: Sipariş Vermekten Hesap İstemeye

İngilizce restoran diyaloglarıyla masa iste, sipariş ver ve hesabı sor. Menüden ödeme aşamasına kadar Türkçe açıklamalı cümlelerle pratik yap.

Restoranda garsona sipariş veren iki kişinin illüstrasyonu
Bu yazıda
  1. Kapıdan girince: masa istemek
  2. Sipariş verirken kullanabileceğin cümleler
  3. Masada geçen kısa bir diyalog
  4. Bir şey yanlış geldiyse
  5. Hesap ve ödeme
  6. Şimdi kendi siparişini ver

Menüyü okuyabiliyorsun ama garson masaya geldiğinde söyleyeceğin cümle aklından uçuyor. Restoranda İngilizce konuşmanın zor kısmı bazen kelimeler değil, konuşmanın sırasını bilememek. Önce masa isteyeceksin, sonra sipariş vereceksin; arada bir şeyi anlamazsan tekrar soracaksın. Her aşama için birkaç cümle yeter.

Aşağıdaki örnekleri baştan sona ezberlemek yerine kendi siparişini düşün. Genellikle ne yiyorsun? İçeceğinin buzlu olmasını ister misin? Cümleleri bu küçük tercihlere göre değiştirdiğinde kullanmak kolaylaşıyor.

Kapıdan girince: masa istemek

A table for two, please. — İki kişilik bir masa, lütfen. Kısa ama gayet doğal bir istek. Daha uzun söylemek istersen Could we have a table for two? diyebilirsin.

Rezervasyonun varsa We have a reservation under the name Deniz. cümlesi işini görür: Deniz adına rezervasyonumuz var. Buradaki under the name, rezervasyonun kimin adına olduğunu anlatır.

Görevli Inside or outside? diye sorarsa içeride mi dışarıda mı oturmak istediğini soruyordur. Outside, please. yeterli. Yer yoksa da How long is the wait? diyerek bekleme süresini öğrenebilirsin.

Sipariş verirken kullanabileceğin cümleler

İngilizceTürkçesi
Could we see the menu, please?Menüyü görebilir miyiz?
We need a few more minutes.Birkaç dakikaya daha ihtiyacımız var.
What would you recommend?Ne önerirsiniz?
I'll have the vegetable soup.Ben sebze çorbası alayım.
Does it come with rice?Yanında pilav geliyor mu?
Could I have it without onions?Soğansız alabilir miyim?
Still water, please.Gazsız su, lütfen.
Could we have the bill, please?Hesabı alabilir miyiz?

I'll have… sipariş verirken sık kullanılan bir kalıp. Kelime kelime “sahip olacağım” diye çevirmene gerek yok; burada “şunu alayım” anlamında. I'd like… da kullanılabilir. I want… anlaşılır ama özellikle tek başına söylendiğinde daha doğrudan duyulur.

Masada geçen kısa bir diyalog

Bu konuşma pratik için hazırlanmış bir örnek:

Waiter: Are you ready to order?
Deniz: Yes. I'll have the vegetable soup and the grilled chicken, please.
Waiter: Would you like rice or salad with the chicken?
Deniz: Salad, please. And could I have some water?
Waiter: Still or sparkling?
Deniz: Still, please.

Garson önce siparişe hazır olup olmadığını, sonra tavuğun yanında pilav mı salata mı istediğini soruyor. Son soru ise su hakkında: still gazsız, sparkling gazlı. İki seçenek duyduğunda tam cümle kurmak zorunda değilsin; seçeneği söyleyip please eklemek yeterli.

Bir şey yanlış geldiyse

Excuse me, I ordered the soup. — Affedersiniz, ben çorba sipariş etmiştim. Yanlış yemeği açıklamak için sakin, net bir başlangıç. Eksik bir şey için Could we have two forks, please? diyebilirsin.

İçerikle ilgili önemli bir ihtiyacını siparişten önce belirt. I'm allergic to nuts. Does this dish contain nuts? “Kuruyemişlere alerjim var. Bu yemekte kuruyemiş var mı?” demektir. Gerçek bir alerjin varsa yalnızca “onsuz yapabilir misiniz?” demek yerine alerjini açıkça söyle ve personelden hazırlama koşulları hakkında bilgi iste.

Hesap ve ödeme

İngiliz İngilizcesinde bill, Amerikan İngilizcesinde check sık kullanılır: Could we get the check, please? İkisi de restoran hesabını istemek için kullanılır.

Ayrı ödeme yapmak istiyorsanız Can we pay separately?, kartla ödeme için Can I pay by card? diyebilirsiniz. İşletmenin ayrı hesap veya ödeme koşullarını sormak, kabul edildiğini varsaymaktan daha işe yarar.

Şimdi kendi siparişini ver

Menüde tomato soup, grilled fish ve green salad olduğunu düşün. Çorba ve balık istiyorsun, balığın yanında salata olsun. Sesli bir sipariş ver.

Örnek: I'll have the tomato soup and the grilled fish, please. Could I have a salad with the fish?

Bu kez çorbayı değiştir, sonra içecek ekle. Aynı kalıbı üç farklı siparişte kullanmak, listeyi üç kez okumaktan daha canlı bir çalışma olur. Yiyecek adlarını genişletmek için İngilizce meyveler yazısına da bakabilirsin.

Daily English Mission

İngilizceye her gün biraz zaman ayır.

Günlük İngilizce pratiğini küçük, düzenli adımlarla sürdür.

Daily English Mission → keşfet

Okumaya devam et

Tüm yazılar →