
Bu yazıda
Menüye baktın, kahveni seçtin. Tam sipariş verecekken görevli bir soru sordu: “For here or to go?” Kahvenin adını biliyorsun ama konuşma orada takıldı. Kafede İngilizce konuşmak çoğu zaman zor kelimelerden değil, bu kısa soruları tanımaktan geçiyor.
Bir kahve siparişini başından sonuna birlikte kuralım. Fiyatlar ve içecek seçenekleri kafeye göre değişir; aşağıdaki diyaloglar dil pratiği için hazırlanmış örneklerdir.
Siparişe nasıl başlanır?
Could I have a small latte, please? — Küçük bir latte alabilir miyim, lütfen? Bu cümleyle başlayabilirsin. Could I have yerine Can I have…? veya I'd like… da kullanılır. Üçü de sipariş verirken iş görür.
“I want coffee” dil bilgisi bakımından yanlış değil. Ancak doğrudan bir istek gibi duyulabilir. “I'd like a coffee, please” daha nazik bir sipariş olur. I'd, burada I would ifadesinin kısaltması.
| İstediğin şey | Söyleyebileceğin cümle |
|---|---|
| Küçük filtre kahve | Could I have a small filter coffee, please? |
| Bir espresso | I'd like an espresso, please. |
| Buzlu latte | Can I have an iced latte, please? |
| Kafeinsiz kahve | Could you make it decaf? |
| Şekersiz | No sugar, please. |
| Yulaf sütüyle | Could I have it with oat milk? |
Kasadan gelebilecek kısa sorular
What size would you like? — Hangi boy istersin? Cevabın uzun olmasına gerek yok: A small one, please. Boy adları her işletmede aynı olmayabilir; menüdeki adı kullanabilir veya bardağı gösterebilirsin.
For here or to go? — Burada mı içeceksin, yanında mı götüreceksin? Burada kalacaksan for here; götüreceksen to go diyebilirsin. İngiltere'de Eat in or takeaway? gibi ifadeler de duyabilirsin.
Anything else? — Başka bir şey? İstemiyorsan No, that's all, thank you. Kahvenin yanına bir şey eklersen And a slice of cake, please. yeterli.
Bir siparişi tamamlayalım
Görevli: Hi! What can I get you?
Merhaba! Ne alırsın?
Sen: Could I have a small latte with oat milk, please?
Yulaf sütlü küçük bir latte alabilir miyim?
Görevli: Of course. For here or to go?
Elbette. Burada mı, paket mi?
Sen: To go, please. And a bottle of water.
Paket olsun, lütfen. Bir de şişe su.
Görevli: Anything else?
Sen: No, that's all. Can I pay by card?
Hayır, hepsi bu. Kartla ödeyebilir miyim?
Burada her cevap tam bir cümle değil. Gerçek konuşmada “To go, please” gibi kısa cevaplar gayet doğaldır. Yalnızca konuşmayı uzatmak için ezberindeki bütün kalıpları kullanmaya çalışma.
Soruyu anlamazsan veya sipariş yanlış gelirse
- Sorry, could you repeat that? — Pardon, tekrar eder misin?
- Could you speak a little more slowly, please? — Biraz daha yavaş konuşabilir misin?
- Sorry, I ordered an iced coffee. — Pardon, ben buzlu kahve sipariş etmiştim.
- Is this mine? — Bu benimki mi?
Sütle ilgili bir isteği belirtmek ile alerjiyi belirtmek aynı şey değil. Belirli bir malzemeye alerjin varsa sadece “without…” demek yerine bunu personele açıkça söylemeli ve içeriği doğrulatmalısın. Bir dil örneği olarak I have a milk allergy. Does this contain milk? cümlesi “Süt alerjim var. Bunun içinde süt var mı?” anlamına gelir.
Bir dakikalık kahve provası
İçecek, boy ve burada/paket seçeneği belirle. Sonra üç cümleyle sipariş ver. Örneğin: I'd like a small tea, please. For here. That's all, thank you. Bu kez kahveyi çayla değiştirmek için bütün konuşmayı yeniden öğrenmen gerekmedi.
İstek kalıplarının farkını like ve would like yazısında inceleyebilirsin. Dinleyerek devam etmek istersen British Council'ın kafe siparişi çalışması da uygun bir ek pratik.
Yorumlar
Daily English Mission
İngilizceye her gün biraz zaman ayır.
Günlük İngilizce pratiğini küçük, düzenli adımlarla sürdür.
Daily English Mission → keşfet

